|
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
Tekstile Bakışımız
Günümüzün
gittikçe şiddetlenen ve kompleksleşen rekabet ortamında
ülkeleri rekabetçi kılan en önemli unsur, sahip
oldukları işletmelerin rekabet gücünün uluslararası
piyasalardaki başarısıdır. Açıkçası bir ülkenin
gelişmesinin de geri kalmasının da en önemli göstergesi, o
ülkenin işletmelerinin, ulusal ve özelikle de uluslararası
piyasalardaki performansının düzeyidir.
Tekstil sektörü ülkemizde "değer zinciri" diyebileceğimiz bir şekilde hammaddeden nihai tüketim aşamasına kadar olan tüm basamaklan oluşturmuştur. Bu nedenle de bu zincirin halkalannda meydana gelebilecek olumsuz bir gelişme diğer sektörleri de olumsuz yönde etkileyecektir. Nitekim sektörde çalışan personel sayısı doğrudan 2 milyon olduğu halde dolaylı olarak sektörle ilgili diğer alt sektörlerde çalışanlarla beraber bu sayının 6 milyona yaklaştığı bilinmektedir. Ülkemiz için son derece önemli olan sektörün yeniden bir durum değerlendirmesi yapması, firsatlarını ve risklerini ortaya koyarak; firsatlarını nasıl koruyacağını, risklerinden de nasıl kaçınacağını belirlemesi gerekmektedir. Ülkemizin sanayileşmesinde ve dışa açılmamızda büyük görevler yüklenmiş olan sektörümüzün 4-5 yıllık resesyondan çıkarak küreselleşen dünyamızda görevini başarıyla sürdürmesi hepimizin yararına olacaktır. Ayrıca sektörde yüzde 25'i ihracatçı olmak üzere toplam 40.000 civannda işletme bulunmakta ve bunların yaklaşık yüzde 92'si KOBİ niteliğindedir. Bu büyüklükteki bir sektörün hem kendi bünyesinden ve hem de genel ekonomik ve siyasal yapıdan kaynaklanan birtakım sorunlarının olması doğal karşılanmalıdır. Bu işletmelerin zor duruma düşmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Pazar şartlarının daralması, öngörülemeyen yüksek sermayeli başka şirketlerin rekabeti, karların enflasyon oranında artmaması nedeniyle işletme sermayesi yetersizliği, gelişen teknolojiyi elde edememeleri, özellikle kapalı ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçişte uluslararası rekabete hazır olmamaları, yanlış yatırım kararlan, prodüktivite ve randıman düşüklüğü, devletin yatırım ve teşvik sistemlerinde uyguladığı/uygulamaya çalıştığı yöntem ve sistemlerin yanlışlığı, ekonomik, sosyal, hukuki ve politik sistemlerdeki belirsizlik gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Ülkelerin teknolojik gelişmelere ve AR-GE'ye verdikleri önem diğer ülkelere göre daha yüksek olduğundan bu yarışta ön safhalarda bulunmaktadırlar. Dolayısı ile gelişmekte olan ülkelerin endüstrisi olan veya böyle bilinen tekstil sektörü artık gelişmiş ülkelerinde endüstrisi haline gelmiştir. Teknolojideki hızlı gelişme sektörü dünyanın 4. sermaye yogun endüstrisi haline getirmiştir Bu mücadeleyi verirken işletmelerimizin kullanacakları silahlar da değişmeye başladı. Bu silahlar, yüksek ürün ve hizmet kalitesi, müşteri merkezli yönetim politikaları, çalışanlara yönelik tutum ve davranışlar ile tepe yönetimin oluşturacağı strateji ve vizyondan oluşmaktadır. Bunlar aynı zamanda işletme yönetiminin kalitesini de belirleyen unsurlardır. Burada yukarıda da değinildiği gibi sektörün karşılaştığı fırsatlardan yararlanabilmesi ve risklere karşı stratejiler geliştirebilmesi için iki şeyi doğru olarak yapması gerekmektedir. Öncelikle kendi zaafiyetlerini ortadan kaldırması yani işletme yönetiminde her başan ya da başarısızlığın en önemli göstergesi olan yönetim kalitesinin düzeltilmesi ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. İkinci olarak tekstil işletmeleri kendi işletmelerini kontrol altına almalı ve bunun içinde bilişim odaklı teknolojilere yatırım yapmalıdır. Yönetici kararlarını verirken bir karar destek sistemi oluşturmalıdır.Bunun içinde yazılım anlamında entegre bir yazılım kullanmalıdır. info@cipyazilim.com |
||||||||||||
|
|
||||||||||||
|
• www.cipyazilim.com © 2008 •
|
||||||||||||